Gazipaşa

Biz Akdenizliyiz
Gün batımında,
Güneşin elleri değince denizin yüreğine
Alev olur damarlarımızda akardı Akdeniz.

Akdeniz’i sevdik hep
Gün batımında,
Umuda ağ atan, Akdenizli balıkçıyla beraber.
Ve şimdi…
Akdenizli balıkçının, umuda attığı ağlarının
Suda kalan son kulacıyız biz.

Evet, her güzelliğin hoyratça örselendiği, insanların dünyanın dokunulmadık her noktasına dokunmak, ulaşılmadık her yerine ulaşmak için yarıştığı bir dünyada gerçekten de umuda atılmış ağların, suda kalan son kulacıyız biz. Tertemiz bir doğa bozulmamış bir kültür ve bütün insanlara yetecek kadar sevginin içine sığdığı kocaman bir yürekle sesleniyoruz sizlere.
Burası Gazipaşa!
Burası, Torosların Akdeniz’e kışın inci bir gerdanlık, yazınsa zümrüt bir kolye olduğu yer. Burası Toroslu karın, kardelene aşkından eriyip, beyaz bir köpük olarak çağlayandan tam düşecekken, Toroslu bir genç kızın gergefinde nakış, Seyfe yamacındaki muz işçisininse gördüğü düş olduğu yerdir.
Toprağı da, tıpkı yüreğimiz gibi tüm canlılara yetecek sevgiyi barındırır Gazipaşa’nın. Orta Amerikalı avakado çok sevmiş Gazipaşa’yı tıpkı Yeni Zelandalı kivi gibi. Yemenli Kahve durur mu? O da gelmiş Gazipaşa’da yaşam bulmuş, artık Gazipaşalı saydığımız muzların arasında. Ya ananas, ya mango, pepino, papaya ve daha sayamadığımız tüm tropikal meyveler. Hepsi de kendine bir yaşam alanı bulmuş Gazipaşa’da. Öyle ki kivi anavatanındakinden daha iri, daha kokulu, daha lezzetli olmuş. Ya Gazipaşa muzu? Artık kökeninin nereden geldiğini bile unutmuş, o kendini safkan Gazipaşalı sayıyor. Hani bazen bir muz yediğinizde diğerlerinden hep daha farklı, daha kokulu, hep daha lezzetli ve özel olan, işte o Gazipaşalı muzdur.
Peki, bu toprağa yabancı olan meyveler bizim olmuşta yabancılar bizden olmamış mı? Çoktan unuttuk İngiliz Mustafa’nın adının Paul Gerets olduğunu, kimse tanımaz Hollandalı Iskar’ı ama tüm balıkçılar yakından tanır Hollandalı Asker’i. Alman Dither bizim Davut olmuş Almanyalı Şeref’in arkadaşı ve ortağı. Bir başka Alman Gerhart çoktan ticarete başlamış Türk eşiyle beraber ve sayamadığımız daha niceleri.
Ya topraklarındaki medeniyetlere ne demeli? Güney Nohut yeri harabelerindeki granit sütunlar, Mısır medeniyetinin imzası gibi duruyor, geçirdiği binlerce yıla tanıklık ederken. Ya Roma’ya, Bizans’a ne demeli? Pegasus efsanesinin bronzlaşmış hali Gazipaşa denizlerinden gün yüzüne çıkmadı mı? Kimler gelip geçmemiş ki Gazipaşa’dan kimi bir kale, kimi bir kilise, kimi bir mezar, kimi de sadece gizem bırakmış bu günün insanına, belki de keşfedilmeyi umut ederek. Bunlardan bir kısmını sizlerle paylaşmak istedik. Kim bilir belki de siz yöre halkınca sadece yılanlı kaya olarak bilinen kayanın aslında, kaybolmuş bir tapınağın sunağı olduğunu çözecek kişisinizdir. Kim bilir?
Gazi Paşa, adını vermiş Gazipaşa’ya, delibaş isyanında yanında yer alan Toroslu Yörükleri anarken. Adını aldığı Gazi Paşa’ya yakışır şekilde bilgiye ve kültüre çok önem vermiş Gazipaşalı, okuma oranın çokluğuyla, doktorlarıyla, mühendisleriyle, öğretmenleriyle öğünür olmuş.
Biz Gazipaşa anlatılmaz yaşanır dedik, baktık ki sadece biz yaşıyoruz, istedik ki anlatmayı deneyelim belki siz de yaşarsınız. Ne dersiniz…

Mustafa AKKOCA

Zeytinada-Seyfe
Zeytinada (Seyfe)

Düşüncelerinizi paylaşın.